Bilim · Makale
Depremler Nasıl Oluşur ve Büyüklükleri Nasıl Ölçülür?
Yayın:

Kısaca
Depremler, bir fay hattı boyunca biriken gerilimin kayanın aniden kayması sonucu birden açığa çıkmasıyla oluşur ve yer kabuğu boyunca sismik dalgalar yayılır. Bilim insanları bu enerjinin büyüklüğünü, deprem boyutlarının tüm aralığında doğru çalıştığı için eski Richter ölçeğinin yerini alan moment büyüklük ölçeğiyle ölçüyor.
Bu sürüm, özgün metnin (English) makine çevirisidir. Özgün metni oku
Depremler dünya çapında sürekli aranan bir konu ve dikkate değer bir sarsıntı manşetlere çıktığında ilgi her zaman artıyor. En çok tekrarlanan iki soru şu: zeminin fiziksel olarak sarsılmasına ne sebep oluyor ve sonrasında bildirilen büyüklük sayısı gerçekte ne anlama geliyor? Her iki sorunun yanıtı da ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) ve IRIS (Incorporated Research Institutions for Seismology) gibi araştırma konsorsiyumları tarafından belgelenen on yıllara dayanan sismoloji çalışmalarından geliyor.
Bir depreme ne sebep olur
USGS'ye göre bir deprem, bir fay üzerinde ani bir kaymadan kaynaklanır. Dünya'nın kabuğu, sürekli olarak -yavaş da olsa- hareket eden büyük tektonik plakalara bölünmüştür. Plakaların birleştiği noktalarda, plakalar itişmeyi sürdürürken sürtünme kenarlarının birbirine yapışmasına sebep olur. USGS, örnek olarak Kaliforniya'daki Pasifik ve Kuzey Amerika plakalarını gösteriyor: bu plakalar, 650 milden uzun ve 10 milden derin bir sınır olan San Andreas Fayı boyunca yıllık yaklaşık iki inç hızla birbirlerinin yanından geçerek ilerliyor.
Bir fayın kenarları yapışık kaldığı sürece plakalar hareket etmeyi sürdürür, bu da her iki taraftaki kayayı büküp gerer. Bu depolanan enerji, fayı bir arada tutan sürtünmeyi nihayet aşana kadar birikir. Fay "ayrıldığında", sıkışık kaya ani bir kaymayla daha az gerilimli bir konuma geri sıçrar ve depolanmış olan enerji, USGS'nin tabiriyle "bir gölette oluşan dalgacıklar gibi" sismik dalgalar halinde dışa doğru yayılır.
Her fay zaman içinde aynı şekilde davranmaz. USGS, bazı bölgelerdeki fayların neredeyse sürekli bir sürünme hareketiyle ilerlediğini ve sık sık meydana gelen küçük sarsıntılarla az miktarda gerilimi serbest bıraktığını belirtiyor. Sürünmenin sürekli olmadığı yerlerde ise gerilim, bir kerede tamamen boşalıp daha büyük bir deprem meydana getirmeden önce on yıllar ya da yüzyıllar boyunca birikebilir.
Odak noktası, dış merkez ve sismik dalgalar
USGS'ye göre, bir depremin başladığı yerin yüzey altındaki noktası hiposantr veya odak olarak adlandırılır; bunun tam üzerindeki yüzey noktası ise dış merkez (episantr) olarak bilinir. Hiposantrdan dışa doğru iki ana dalga türü yayılır: hareket ettikleri yönde kayayı sıkıştıran ve geren, izleme istasyonlarına ilk ulaşan P dalgaları ve zemini yanlara doğru hareket ettiren, P dalgalarından sonra ulaşan S dalgaları. USGS, bu iki dalga türünün farklı sismograf istasyonlarına ulaşma zamanları arasındaki farkın, bilim insanlarının bir depremin ne kadar uzakta meydana geldiğini hesaplamasına imkân verdiğini açıklıyor.
Büyüklük bugün nasıl ölçülüyor
USGS'ye göre büyüklük, depremin kaynağındaki boyutunu tanımlar; bir depremin tek bir büyüklük değeri vardır. Bu, belirli bir konumdaki sarsıntı şiddetini ölçen ve dış merkeze olan mesafeye, derinliğe ve yerel zemin koşullarına bağlı olarak büyük ölçüde değişebilen şiddetten farklıdır — IRIS, büyüklüğü bir ampulün vattajına, şiddeti ise o ampulden farklı uzaklıklarda hissedilen aydınlığa benzetiyor.
Michigan Teknoloji Üniversitesi'ne göre, halk tarafından en iyi bilinen ölçek olan Richter ölçeği, 1934 yılında sismolog Charles F. Richter tarafından geliştirildi. Bu ölçek, belirli bir sismometre türünde kaydedilen en büyük dalganın genliğinden, depreme olan mesafeye göre düzeltilmiş şekilde büyüklüğü hesaplıyordu. USGS, bu yaklaşımın çok büyük depremleri doğru biçimde ölçemediğini belirtiyor: bazı olaylar düşük, bazıları ise yüksek tahmin ediliyor.
Sismologlar artık öncelikli olarak moment büyüklük ölçeğini (Mw) kullanıyor; USGS ve Michigan Tech bunun tercih edilen ölçek olduğunu, çünkü deprem boyutlarının tüm aralığında doğru çalıştığını ve küresel olarak uygulanabilir olduğunu belirtiyor. Moment büyüklük, sismik moment adı verilen fiziksel bir büyüklükten elde edilir; bu değer, kayanın rijitliği ile kayan fay alanının ve fayın hareket ettiği mesafenin çarpımıyla hesaplanır. Sismogram verilerinden ve jeolojik ölçümlerden tahmin edilen bu moment değeri, ardından kamuya bildirilen büyüklük sayısına dönüştürülür.
Her tam sayının bu kadar önemli olmasının nedeni
Büyüklük ölçekleri logaritmiktir. USGS ve Michigan Tech, her bir tam sayı artışının, sismik cihazlarca kaydedilen yer hareketi genliğinde on katlık bir artışa ve açığa çıkan enerjide yaklaşık 32 katlık bir artışa karşılık geldiğini belirtiyor. Michigan Tech, açıklayıcı enerji karşılaştırmaları sunuyor: 1 büyüklüğündeki bir deprem, yaklaşık 6 ons TNT'ye eşdeğer enerji açığa çıkarırken, 8 büyüklüğündeki bir deprem yaklaşık 6 milyon ton TNT'ye eşdeğer enerji açığa çıkarıyor.
| Ölçek | Tanıtıldığı Tarih | Dayandığı Esas | Kaynaklarca Belirtilen Sınırlama |
|---|---|---|---|
| Richter (yerel büyüklük, ML) | 1934, Charles F. Richter | Belirli bir sismometredeki en büyük dalganın genliği, mesafeye göre düzeltilmiş | USGS: çok büyük depremler için yanlış |
| Moment büyüklük (Mw) | 20. yüzyılın ikinci yarısı, şimdi standart | Sismik moment = rijitlik × fay alanı × kayma mesafesi | USGS/Michigan Tech: tercih edilen, tüm boyutlarda doğru, küresel olarak kullanılan |
Büyüklük ile şiddet karşılaştırması
Büyüklük, kaynakta açığa çıkan enerjiyi tanımlayan tek bir sayı olduğundan, belirli bir kasabanın ya da binanın ne kadar şiddetle sarsıldığını kendi başına tanımlamaz. Belirli konumlardaki sarsıntı şiddeti ise USGS'nin Roma rakamlarıyla ifade edildiğini belirttiği Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeği gibi şiddet ölçekleriyle tanımlanır; bu ölçek dış merkeze olan mesafe, deprem derinliği ve yerel jeoloji gibi faktörlere bağlıdır.
Büyüklük, depremin boyutudur. Bir depremin tek bir büyüklüğü vardır.
Sorular
- Bir depreme gerçekte ne sebep olur?
- USGS'ye göre, bir deprem, yavaş hareket eden tektonik plakaların kenarlarında birbirine yapışmasından kaynaklanan ve bir fay boyunca biriken gerilimin nihayetinde sürtünmeyi aşıp kayanın aniden kayması ve depolanmış enerjiyi sismik dalgalar olarak serbest bırakmasıyla meydana gelir.
- Richter ölçeği ile moment büyüklüğü arasındaki fark nedir?
- 1930'larda Charles F. Richter tarafından tanıtılan Richter ölçeği, büyüklüğü belirli bir cihaz türündeki sismik dalga genliğinden hesaplar ve USGS'ye göre çok büyük depremler için yanlış sonuçlar verir. Şimdi tercih edilen moment büyüklük ölçeği (Mw) ise fiziksel sismik momentten -rijitlik, fay alanı ve kayma mesafesinden- hesaplanır ve tüm deprem boyutlarında doğru çalışır.
- 7 büyüklüğündeki bir deprem, 6 büyüklüğündeki bir depremin tam olarak iki katı enerji açığa çıkarır mı?
- Hayır. Hem USGS hem de Michigan Tech, büyüklükteki her bir tam sayı artışının, iki katlık bir artış değil, açığa çıkan enerjide yaklaşık 32 katlık bir artışa karşılık geldiğini belirtiyor.
- Büyüklük ile şiddet arasındaki fark nedir?
- USGS ve IRIS'e göre büyüklük, bir depremin kaynağında açığa çıkan enerjiyi tanımlayan tek bir değerdir; şiddet ise belirli bir konumda sarsıntının ne kadar şiddetle hissedildiğini tanımlar ve mesafeye, derinliğe ve yerel jeolojiye göre değişir.
- Hiposantr ve dış merkez (episantr) nedir?
- USGS, hiposantrı (veya odağı) depremin başladığı yüzey altındaki nokta olarak, dış merkezi ise hiposantrın tam üzerindeki yüzey noktası olarak tanımlar.
Kaynaklar
Bu yazı yapay zekâ ile hazırlandı ve yayından önce otomatik kaynak denetiminden geçti. Bir hata görürseniz düzeltme isteyin. Düzeltme ya da cevap iste · Nasıl hazırlıyoruz
İlgili yazılar
BilimMakale
Öğrenme Nasıl Gerçekleşir: Nörobilim Hafıza ve Beyin Hakkında Ne Diyor?
Öğrenme, tekrarlanan nöral aktivitenin nöronlar arasındaki bağlantıları güçlendirmesiyle gerçekleşir; bu sürece uzun süreli güçlenme (long-term potentiation) denir. Daha sonra uyku, bu yeni bağlantıların kalıcı hale gelmesine yardımcı olur ve çalışma yöntemleri üzerine yapılan araştırmalar, aralıklı ve aktif hatırlamanın, tekrar okumaya veya sıkıştırılmış çalışmaya kıyasla çok daha dayanıklı hafıza izleri oluşturduğunu gösteriyor.

BilimMakale
Orta Doğu Kökenli Türkistan Hamamböceği Güney Kore'de Üreme Yaparken Doğrulandı
Busan'daki araştırmacılar, Güney Kore'de yerli olmayan bir hamamböceği türünün ilk yerleşik popülasyonunu doğruladı: Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika'ya özgü Türkistan hamamböceği. Kasım 2025 ile Haziran 2026 arasında Gamman Limanı yakınında yapılan alan taramalarında ergin bireyler, nimfler ve yumurta kapsülleri bulunması, böceğin yeni ortamında zaten ürediğini gösteriyor.

BilimMakale
DNA Replikasyonu Nasıl Çalışır ve Özellikler Yavrulara Nasıl Geçer
DNA replikasyonu, bir hücrenin bölünmeden önce tüm DNA'sını kopyaladığı süreçtir; böylece her yeni hücre aynı genetik talimat setine kavuşur. Genetik kalıtım ise bu talimatların, mayoz bölünme ile oluşan gametler aracılığıyla ebeveynlerden yavrulara geçtiği, Gregor Mendel tarafından ilk kez tanımlanan örüntüleri izleyen ayrı bir süreçtir.

BilimRehber
Ekim 2026'da Draconid Meteor Yağmuru Nasıl İzlenir
Draconid meteor yağmuru, 8 Ekim akşamından 9 Ekim 2026'nın ilk saatlerine kadar zirveye ulaşıyor ve en iyi görünürlük gece yarısından sonra değil, hava kararır kararmaz yaşanıyor. Karanlık ve aysız bir gökyüzü altında gözlemciler, Draco takımyıldızından yayılan saatte yaklaşık 10 meteor bekleyebilir.